Ön Ergenlikte Arkadaşlık ilişkileri

Ön Ergenlikte Arkadaşlık ilişkileri

Arkadaşlık bireyin hayatında her zaman var olan bir unsurdur. Çocukluk çağından ergenliğe doğru geçişte arkadaşlık ilişkileri farklı özelliklerle karşımıza çıkar. Ana okul ve ilkokulun ilk yıllarında arkadaşta cinsiyet tercihi görülmezken ilkokulun sonu ortaokulun başında bir anda çocuklar karşı cinsle bir arada bulunmak istemezler.  Genel olarak karşı cinsle olan iletişim azalır. Okul dışı ortamda ailelerin tanışıyor olması ile birlikte sorunsuz zaman geçiren çocuklar bile okul ortamında bir araya gelmemeye özen gösterebilirler.

Ortaokulun ortası ve sonrasında ise ergenlik dönemi ile birlikte bunun yerini kalabalık gruplar, çıkmalar, hem cins yakın arkadaşlarının yanı sıra mutlaka bir tane de diğer cinsiyetten en yakın arkadaş edinmeler alır.  Bu geçiş sosyal duygusal gelişimin normal basamaklarından birisidir. Her çocuk bu gelişimi aynı sırayla ve aynı şekilde yaşamaz. Çocuğun ihtiyacı, karakteri, ebeveyn tutumları,  ev ortamındaki bireylerin sayısı ve çeşitliliği gibi değişen etkenlere göre süreçler evrilebilir.

Ergenlik dönemindeki arkadaş sayılarında ve arkadaş gruplarına verilen önemde de cinsiyetler arasındaki farklılıklar göze çarpar. Ergenlik döneminde erkeklerin kızlara göre sayı olarak daha fazla sayıda yakın arkadaş sahibi oldukları ama kızların az sayıda olan yakın arkadaşları ile daha yakın ve derin bir ilişki kurdukları gözlemlenmektedir.

Bu dönemde iki cinsiyette de ortak görülen unsur ise arkadaş gruplarına verilen önemin fazla olmasıdır.  Bir gruba dâhil olma, aidiyet,  kabul görme çok önemli kavramlar halini alır. O nedenle birçok ön ergen ve veya ergende belirli konularda eskisi gibi davranmama eğilimi görülebilir.  Bu bazen bir anda değişen fiziksel görünüm, giyim tarzı, marka takıntısı iken bazen de dinlenen müziğin değişmesi, izlenen filmlerin farklılaşması, internet/ sosyal medyada geçirilen zamanın artması gibi şeyler olabilir. Genelde arkadaş gruplarının kendilerine has belli kuralları olabilir. Belli liderler, liderlerin dediklerini uygulayan grup üyeleri ve gruba atfedilen kurallar bütünü ergenin hayatının merkezini ele geçirebilir. Hatta bazen bazı ergenler gruba alınmak ve veya grupta kalmaya devam etmek için bazı uygunsuz davranışları yanlış olduğunu bile bile yapıyor olabilirler. Çünkü bu gruplara dâhil olabilmek o ergenler için benlik saygılarının temelini oluşturan etmen olabilir. Aksi durumlarda ergenlerde yoğun yalnızlık, depresif duygularda artış, içe kapanma, sosyalleşmeyi reddetme, akademik başarıda düşüş, okula gitmek istememe gibi olumsuz durumlar gözlemlenebilir

Her ne kadar arkadaş gruplarına dâhil olabilmek bazı risk faktörlerini de içinde barındırıyor olsa da baktığımızda grup dinamiğinin aslında temelde oldukça koruyucu bir tarafı da var. Hatta işin daha doğal ve asıl olan tarafı burası. O nedenle aileler bu dönemdeki gruplaşmalara, aidiyet duygusundaki artışa, arkadaşların aileden daha fazla merkezde olması durumuna salt bir şekilde olumsuz gözle bakmamalıdır. Ergenler gruplara dâhil oldukça gruptaki kişilerle, grup kimliğiyle kıyas yaparak kendi kimliklerini bulma şansı yakalarlar. Kendi doğrularını ve sınırlarını, değer yargılarını fark etme şansı elde ederler. Başlarından geçen olayları birlikte değerlendirebilecekleri bazen rol modeller bulur bazen de başkalarına ayna olma görevini üzerlerine alırlar. Bu açılardan oldukça geliştirici ve tedavi edici bir faktördür arkadaş grupları.

Günümüz internet çağı olduğu için yeni bir gündem de bu dönemde internet üzerinden edinilen arkadaşlıklardır. Yine özellikle ergenlikle beraber çocukların internet/ sosyal medya kullanımının artması, kendilerine ait bireysel cep telefonlarının olmaya başlaması ile bu alanda da ciddi bir sosyalleşme süreci başlar. Gerçek hayatta çok fazla yakın arkadaşı olmayan, gruplar tarafından tercih edilmeyen bazı çocukların sanal dünyada birçok takipçisinin olduğu, gece yarılarına kadar arkadaşları ile internet üzerinden sohbet ettikleri, en yakın arkadaşı olarak gördüğü kişileri sosyal medya üzerinden tanıdığı kişiler olarak tanımladıkları görülebilir. Sosyal medya ve internet üzerinden yapılandırılan arkadaşlıklar da günümüzde normal fakat oldukça kontrollü olunup dikkat edilmesi gereken bir alandır. Özellikle dikkat edilmesi gereken alanlardan bir kaç tanesi;

– Ergenlerin zamanının birçoğunu işlevsiz bir şekilde sosyal medya/ internet kullanımı ile geçiriyor olması, bunun ergenin çalışmasına, yaratıcılığına, gelişimine olumsuz katkısının olabilecek olması,

– Sosyal medya/ internet üzerinden kurulan ilişkilerin gerçekliğine dikkat edilmesi, kişilerin riskli durumlar içerisine sürüklenebilme ihtimali

– Son dönemlerde oldukça artan orandaki siber zorbalığa maruz kalma/ siber zorbalıkta bulunma durumu,

Ebeveynler olarak bu dönemde ilk ve aslında en temel olarak yapmamız gereken şey ergenlerin arkadaş gruplarının onların hayatında çok önemli bir yer tuttuklarını kabul etmek ve bu sürecin de normal gelişimin bir parçası olduğunun farkında olmak diyebiliriz. Bu gerçeklikle savaşmamak, kişisel algılamamak, kıskançlık duymamak zaten ebeveynle ilişkilerin sürdürülebilirliğinin zor olduğu bu süreçte yapabileceğimiz en doğru şeyler.  Çünkü bir yandan da biliyoruz ki bu durum ergenlerin aile yaşantısı ve aile üyelerinin kendi hayatlarındaki önemini ve yerini azalttığı anlamına gelmiyor. Sadece başka bir alan eskisinden daha büyük bir yer kaplamaya başlıyor ve ergen ve ailesi de bu değişikliğe ayak uydurmaya çalışıyor diyebiliriz. O nedenle çocuklarımızın hayat boyu rehberleri olarak karşı durmaktan çok destek olmak, değişimin karşıtı değil parçası olmak daha doğru ve işlevsel.

Uzm. Psk. Şebnem YAPARELLER BAROKAS